" Bu yıl Demirspor'umuz yükselme grubuna çıkamazsa en büyük sorumlusu "ŞİMŞEKLER GRUBU" dur. Bütün Demirsporlulardan özür diliyoruz. Bu özür, özrümüz kabul olsun diye edilmemiştir. Canımızdan çok sevdiğimiz Demirspor'umuza hiç istemeden ve kontrolümüz dışında zarar verdiğimiz içindir. Saygılarımızla... "
Adanademirspor.com'un giriş sayfasına asılan duyuruyu noktasına virgülüne dokunmadan aktardım. Özür diliyor bu tribün. Takım öndeyken sahaya giren ve maçı soğuttuğu için eleştiren taraftarlar adına. Kaybolan yükselme grubu umutları için "sorumluluk bizdedir" diyor. Özrümüz kabul olsun diye özür dilemiyoruz, biliyoruz ki Demirspor'a zarar verdik diyor.
Türkiye'nin potansiyel bakımından sayılı takımlarından biri olmasına rağmen, yönetilememek belası yüzünden yıllardır Bank Asya'ya bile çıkamayan Adana Demirspor'da yaşanıyor bu gelişme. Adana kentinin diğer sorunlarını bir kenara bırakırsak, Adana futbolu adına da yıllardır tek bir adım atamamış şehrin mülki amirleri değil, (Bekir Çınar yönetimini tenzih ederek) kulübün "atamayla gelen" yöneticileri değil, ıslanmamış formalarla maç tamamlayan futbolcular da değil... Şimşekler Grubu özür diliyor. Umutları, mücadeleleri, emekleri ardı arkası kesilmez bir şekilde sömürülen fakat asla yılmayan Muharrem Gülergin Tribünü yani... Takımdaki tüm değerler merdivenden yuvarlanır gibi paldır küldür düşmekte ve hatta yok olmaktayken, takımın düşüşüne inat yükselen tek değer kendini sorumlu ilan ediyor. "70. yılına girecek olan bir kulübün ağırlığı nasıl taşınırmış, bakın görün" dercesine...
Evet, tribünler tüm şehirden özür diliyor. Yılların düş kırıklıkları herkesin yüreğinde bir korken henüz. Giresun ve Güngören finallerinin hüznü hafızalarda dün gibiyken. Üstelik Adana Demirspor'un ipini siyasi emelleri uğruna hiç duraksamadan çekenler kirli ellerini yıkamamışken... Bu kulübün temiz kalabilmiş tek unsuru, temiz kalabilmenin onur sahibi olmaktan geçtiğini ispatlıyor.
Şaibelerin gölgesindeki günler geçip giderken ve koskoca bir şehir bu kulüp adına kılını kıpırdatmamışken. Destek olun dendiğinde, bu şehrin emeğiyle kasalarını dolduranlar, cep telefonlarının şarjlarını o gün için doldurmayı unutmuşlarken. Ve bu tribündekiler dışında hiç kimse olup bitenden utanç dahi duymuyorken. Bugün gelinen noktada görüyoruz ki; o taşın altına her zaman olduğu gibi Şimşekler Grubu elini sokuyor. Bitmek bilmeyen deplasman yollarının dönüşünde, göz yaşlarını atkılarına silen, ama bu renklere olan inancını bir an olsun yitirmeyen adamlar, Adana halkından özür diliyor. Bu mücadelede, hiçbir çıkar peşinde olmaksızın yürüyen tek kitle "hiç istemeden, kontrolümüzün dışında zarar verdik, affedin." diyor.
Demirsporlu olmak, sadece Demirsporlu olmak değildir.
"Demirspor için" olmaktır.
Demirspor'u sevmek, sadece Demirspor'u sevmek değildir.
"Demirspor için" sevmektir.
Umutlar yok oluyormuş gibi göründüğünde şöyle bir dönüp tribünlere bakmak yeterli. Onca badirelere rağmen Adana halkı müsterih olsun ki, Demirspor ruhu hala tribünlerde yaşıyor. 3 maçın, 5 maçın hesabıyla değil, gelecek yılların hala birşeyler getirebileceğine olan inançla; "Dayan ulan Adana Demir...!"